Kasabanın namusu

Uzun zamandır süren yolculuğumun en güzel anı diye düşünüyordum çünkü geldiğim bu kasaba şimdiye kadar dolaştığım yerlerin içinde en güzel olanıydı sessiz sakin küçük bir kıyı kasabasıydı burası. İnsanları  inanılmaz cana yakın yardımseverdi. Onların yardımı sayesinde deniz kenarında ki küçük pansiyonda oda bulmuştum.

Bana kasabanın en güzel pansiyonu orasıdır başka yere gitme demişti  karşılaştığım yaşlı teyze. Yanıma torununu katıp buraya göndermişti beni. Yolda yürürken bana bir çırpıda bütün kasabayı anlatı vermişti çocuk. On dört on beş yaşlarındaki bu delikanlı denizin ve güneşin ona verdiği sağlıklı yaşamı yüzünde taşıyordu.

Bronz teni güneşten ve denizden açılıp sararmış sarı saçları uzun ve düzgün bacakları atletik bir vücudu vardı delikanlının. Bacaklarında henüz çıkmakta olan tüyler bile sararmıştı güneşten ve hiç yokmuş gibi duruyordu. Yolda birkaç tarihi kalıntı yanından geçtik. aslında kasaba bu kalıntılarla iç içe kurulmuş bir kasabaydı.

Sonunda kıyıda kalacağım pansiyona varmıştık. Bu pansiyon gerçekten çok güzeldi kıyıda kocaman bir kayanın üstüne inşa edilmiş orta büyülükte bir binaydı. Binanın her tarafı birbirinden güzel çiçeklerle kaplıydı. Deniz tarafına bakan bütün odaların küçük balkonları ve balkonlarında aşağılara doğru sarkan renk renk çiçekleri ve nefis manzarası vardı.

Pansiyonun girişinde kimse yoktu ufaklık hemen fırlayıp ben şimdi birilerini bulurum deyip bir kapıdan içeri dalı verdi. Bende beklerken etrafı incelemeye başladım. Lobinin hemen arkasındaki kapı aralıktı ve oradan kısık bir müzik sesi geliyordu o tarafa doğru yöneldim ve kapıdan içeri girdim.

Burası çok şirin döşenmiş oturma odası havasında ayrıca küçük bir mutfağı da olan denize bakan camından liman gözüken bir odaydı. Odanın ilerisinden su sesi ve mırıldanma sesleri geliyordu. Radyoda çalan müzikle biriside mırıldanıyordu. Sesin geldiği yer odanın sonundaki bir başka odaydı.

Aralık kapısından bir şey gözükmüyordu bende yavaşça kafamı aralık kapıdan uzatıp içeriye bakmaya karar verdim ama hala kimseyi göremiyordum sadece ses artık oldukça yakından geliyordu. Hafifçe kapıyı itip iyice başımı uzatıp içeri baktım. Bir an öylece kala kaldım burası bir banyoydu.

Kapının arkasında kalan kısımda bir duş teknesi vardı. Duş perdesi olduğu halde örtmeden duş almakta olan bir genç vardı arkası dönük bir yandan şarkı söylüyor bir yandan da sabunlanıyordu. Müzelerde gördüğüm bronz heykeller gibi bir vücudu vardı. Kaslı ve uzun bacakları sıkı ve yuvarlak bir poposu ince bir beli ve geniş omuzları vardı.

Gördüklerim beni heyecanlandırmıştı.

Elini uzatıp şampuanı aldı ve kafasına döküp köpürtmeye başladı. Bütün köpüğü yüzüne boynuna ve göğsüne yayıyordu koluyla çarpıp şampuan şişesini yere düşürdü almak için yere eğildiğinde arkadan görüntüsü muhteşemdi. Eğilince kalçaları aralanmış pürüzsüz bir manzara sergiliyordu.

Eğildiği yerden şişeyi bulamayınca dönüp el yordamı aramaya başladı ve o an önden görme fırsatımda oldu. Gözleri sabunlu olduğu için beni göremiyordu bir yandan küfredip bir yandan şişeyi arıyordu. Bu yaşta bir delikanlıda böyle bir uzuv olacağı hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Oldukça uzun ve kalındı.

Hafif kalkık bir durumdaydı anlaşılan ben gelmeden önce onunla oynamıştı. Şişeyi buldu ve ayağa kalktı şişeyi yerine koydu ve sabunlanmaya devam etti şimdi yüzü dönük gözleri kapalı duruyordu.

Elini bedenin de dolaştırdıkça bende tuhaf olamaya başlamıştım. Elini aşağıya indirdi ve uzvunu sabunlamaya başladı az önce onunla ilgilenmiş olası yetmemiş olacak ki çarçabuk kalktı ve bir mızrak gibi oldu.

Bu onu da heyecanlandırmış olmalı ki şarkı söylemeyi bıraktı ve kendini okşamaya başladı bir eliyle mızrak gibi olmuş uzvunu okşarken diğer eliyle de göğsünü okşuyordu. Sonra göğsünü okşadığı elini aşağıya doğru kaydırmaya başladı önce göbeğini sonra kalçalarını okşadı.

Bende heyecandan sık nefes alır olmuş elimle de sertleşmiş uzvumu okşamaktaydım. Kalçasına götürdüğü elini saçından aldığı bir parça köpükle köpürtüp kalçalarının arasına sürtmeye başladı bu beni şaşırtmıştı. penisini daha hızlı okşamaya başlamıştı kalçalarının arasındaki elinin işaret parmağını deliğine sokması beni acayip heyecanlandırdı. Artık nefes almıyor soluyordu.

Penisinden spermleri ok gibi fışkırmaya başladı. Fışkıran spermler banyonun ortasına kadar geliyordu. Büyük bir ah çekip durdu ve suyun altına girdi bende hemen lobiye gitmek için geri döndüm. O an arkamda beni pansiyona getiren ufaklığı gördüm. Gözünü şortumdan belli olan penisime dikmiş bakıyordu.

Heyecandan ne yapacağımı şaşırmış donmuş kalmıştım. Meraklı ve sorgular gözlerle bana bakıyordu. Benden önce bulmuşsun bile diyip hemen yanımdan geçerek banyoya daldı. Yine şaşırma sırası bendeydi. İçerden hiç ses gelmiyordu sadece fısıltılar ardından duş alan gencin sesi olabilecek gürlükte bir kahkaha sesi.

Banyodan ilk önce ufaklık çıktı ardından genç delikanlı ,ufaklığın üstü ıslanmış ve sağında solunda sabun köpükleri vardı anlaşılan banyoda şakalaşmışlardı. Beni asıl şaşırtan çıplaklıktan çekinmeyecek kadar samimi olmalarıydı. Beline sardığı küçük havluyla içeri delikanlının penisi hala tam inmemiş havludan belli oluyordu. Neredeyse örtmüyordu bile

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: